24 Aralık 2010 Cuma

"KADINIZ, HAMİLEYİZ, DEMOKRATİK MÜCADELENİN İÇİNDEYİZ!"

"ERKEK DEVLET ŞİDDETİNE KARŞI SUSMAYACAĞIZ!"

4 Aralık günü Dolmabahçe’de yaşanan polis şiddeti sonucu Genç Sen üyesi bir kadının bebeğini düşürmesi ve kadına yönelik şiddetin devlet eliyle normalleştirmesine karşı kadınlar Ankara’da Kadın Dayanışma Vakfı’nda basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Doç. Dr. Sibel Özbudun, Kadın Dayanışma Vakfı’ndan Ezgi Sarıtaş, Uçan Süpürge’den Sibel Güneş, İHD Ankara Şube Başkanı Gökçe Otlu, Genç Sen’den Ayşen Ece Kavas, Tıp Öğrenci Komiteleri’nden Özge Aydın, SKM’den Burcu Arslan, HALKEVİ MYK Üyesi Dilşat Aktaş, Sol İletişim’den Gülistan Aydoğdu, BDP Parti Meclisi Üyesi Yüksel Mutlu, BDP Ankara İl Eşbaşkanı Şengül Demir, Sosyalist Parti’’den Latife Kahya, ESP Ankara İl Başkanı Fadime Çelebi, EMEP’ten İlke Işık Sağdıç, EHP’den Kübra Usta, SDP Ankara İl Başkanı Yeşim Ergün katıldı. Basın toplantısı ile kadınlar "Kadınız, Hamileyiz, Demokratik Mücadelenin İçindeyiz! Erkek Devlet Şiddetine Karşı Susmayacağız!" dediler. 

Kadınlar "Erkek devlet düzeninin, biz kadınlara yönelik saldırılarının en korkunç örneklerinden biri olan bu duruma karşı; Belli ki defaatle vurgulamak gerekli, kadınların doğurup doğurmayacağı, kaç çocuk doğuracağı ya da hamilelik süresini nasıl geçireceği konusunda karar vermek hiç kimsenin tasarrufunda değildir. Kadınların doğurmaması ya da doğurması herhangi bir haklarının yok sayılmasına gerekçe gösterilemez. Ve hamile olmaları-doğurmaları kadınların düşünmesi, eylemesi, çalışması, üretmesi, sokağa çıkması, itiraz etmesi, haklarına aramasına mani değildir. Bunun aksini iddia etmek kadın düşmanlığı, ayrımcılık ve suçtur." diyerek erkek devletin elini kadın bedeninden çekmesi gerektiğini vurguladılar.   Hükümetin icraatlarının ve onun takipçisi medyanın yayınlarının kadına yönelik şiddeti meşrulaştırdıkları, kutsal anne rolü dışına çıkan kadını iktidarları için tehlikeli görerek topyekün bir saldırı gerçekleştirkleri belirtilen açıklamada  19 Aralık günü Silvan'da yaşanan devlet şiiddetine de vurgu yapıldı. Kadınlar bu saldırı karşısında öfkeli olduklarını, devlet tarafından Kürt halkına atılan bomba sonucu parmakları kopan Ayten Kırtay'ın daha tedavisi tamamlanmadan tutuklandığını belirttiler.

"Biz kadınlar, bugün burada kadın dayanışmasından aldığımız güçle sesleniyoruz; bebeğini kaybeden kadın arkadaşımızın yanındayız ve onu daha fazla yıpratmanıza izin vermeyeceğiz. Siz bize her saldırdığınızda, bizlerin öfkesi bileniyor; bedenimize her dokunduğunuzda susturmaya çalıştığınız sesimiz, dünden daha güçlü çıkıyor. Siz bizi teşhir etmeye devam ettikçe, biz de bugünkü gibi sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları da, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz." sözleriyle biten açıklamanın ardından basın toplantısına katılan kadınlar söz alarak fikirlerini beyan ettiler.

"KADINIZ, HAMİLEYİZ, DEMOKRATİK MÜCADELENİN İÇİNDEYİZ!"

Yapılan açıklamanın arkasından Doç. Dr. Sibel Özbudun söz alarak Dolmabaçe'de gerçekleşen erkek devlet şiddetinin tesadüfi olmadığını,bunun kişiselleştirlmiş eril devletin saldırısı olduğunu şöyledi. ESP Ankara İl Başkanı Fadime Çelebi kadınlara yönelen bu saldırının kadınları hakları için mücadeleden alıkoyamayacağını ifade etti. BDP Parti Meclisi Üyesi Yüksel Mutlu  Kürt kadınların eril devlet şiddeti içerisinde özgül bir yer tuttuğunu, bunun son örneğinin Diyarbakır Silvan'da devlet şiddeti sonucu bir kadının gözünü kaybetmesi, bir kadının da parmaklarının kopması olduğunu söyledi. Son olarak 4 Aralık’ta Dolmabahçe’de polis saldırısına maruz kalan Genç Sen’li Ayşen Ece Kavas söz alarak İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın yaptığı açıklamalar ile gerçekleri çarpıttığını, polisin hiç bir uyarı yapmadan saldırdığını, kadınlara zorla elle yapılmak istenerek kadınların taciz edildiğini ifade etti. Kavas, kadın katillerine ceza indirimi yapmak için çırpınan erkek devletin Medine Memi'nin katillerine henüz ceza verilmediğini belirterek "Bebeğini düşüren kadının katili kim? Katil belli. Devlet ve devletin kolluk kuvvetleri" dedi. 


BASIN METNİNİN TAMAMI:



ERKEK DEVLET, POLİS, MEDYA ŞİDDETİNE SON!
4 Aralık Cumartesi günü Dolmabahçe’de Başbakan ile rektörlerin görüşmesine girerek hazırladıkları dosyayı iletmek isteyen öğrenciler polis tarafından şiddet uygulanarak engellendi. Polis müdahalesi sırasında, genç kadınların kasık ve bel bölgelerinin hedef alınması, polisin kadınlara yönelik tacizleri, hamile olan genç bir kadın arkadaşımızın polis şiddeti yüzünden bebeğini kaybetmesi erkek devlet şiddetinin geldiği son noktayı en somut haliyle bizlere göstermiştir. Özellikle kadınlara yönelik uygulanan şiddettin dozu, şekli erkek devlet düzeninin kadınlara yönelik saldırılarını bizlere bir kez daha göstermiştir.
ERKEK, DEVLET ELİNİ BEDENİMDEN ÇEK!
Erkek devlet düzeninin, biz kadınlara yönelik saldırılarının en korkunç örneklerinden biri olan bu duruma karşı; Belli ki defaatle vurgulamak gerekli, kadınların doğurup doğurmayacağı, kaç çocuk doğuracağı ya da hamilelik süresini nasıl geçireceği konusunda karar vermek hiç kimsenin tasarrufunda değildir. Kadınların doğurmaması ya da doğurması herhangi bir haklarının yok sayılmasına gerekçe gösterilemez. Ve hamile olmaları-doğurmaları kadınların düşünmesi, eylemesi, çalışması, üretmesi, sokağa çıkması, itiraz etmesi, haklarına aramasına mani değildir. Bunun aksini iddia etmek kadın düşmanlığı, ayrımcılık ve suçtur.
Demokrasinin geliştiğini iddia eden iktidar için yaşananlar turnusol işlevi görmektedir. Başbakan her fırsatta üç çocuk yapın derken, bir yandan da kadınların bedenleri üzerinde tek söz söyleme mercii olduğunu kanıtlamak istercesine icraatlarda bulunmaktadır. Kadınla erkeğin eşit olduğuna inanmayan başbakan ve şürekâsının, hamile bir kadının “hamile hamile” değil eylemde sokakta dahi olmasına karşı duruşları, 19 yaşında ve hamile olmasını eleştirmeleri kadınların kendi bedenleri ve gelecekleri hakkında irade beyan etmelerinden duydukları rahatsızlıktandır. Kendileri ve takipçisi medya; ikiyüzlü eril ahlak anlayışlarının tezahürü sonucunda; hamile kadınlar sokak ortasında kocaları tarafından onlarca yerinden bıçaklanarak öldürüldüğünde ya da zorla evlendirilmeleri sonucunda binlerce çocuk gelin-anne olurken, tecavüz sonucu hamile bırakılmış kadınların kürtaj yaptırmasına izin vermeyen hâkimlere tek kelime etmemişlerdir.
KADINIM, HAMİLEYİM, EYLEMDEYİM; MEYDANLARI TERK ETMİYORUM!
Devlet güdümlü medya tarafından bebeğini kaybeden arkadaşımız için yaşadığı süreç daha zor bir hale getirilmek istenircesine doktor raporları yok sayılmış, yalan beyanlara başvurularak bebeğin kaybından o sorumlu tutmuş, mahkeme kararları yok sayılarak adı ve resmi yayınlanmış, hakkında yalan haber yapılmış, özetle bir kadının kendi bedeni üzerinde söz söyleme hakkı yok sayılmıştır.
Anlaşılan o ki; bu ülkede günde 3 kadın öldürüldüğü, binlerce kadın tecavüze-tacize uğradığı, kadına yönelik şiddet tırmanarak apaçık devam ettiği halde hiçbir önlem almayan ve koruma mekanizması üretmeyen, tüm bunlara seyirci kalarak şiddeti üreten erkek iktidarın hedef tahtasında sıra 19 yaşında kendi rızası ile hamile kalmış fakat hamileliği devletçe sonlandırılmış politik bir kadına gelmiştir. İktidar mekanizmasını ellerinde tutan erklerin kadınları/anneleri evde kutsal, dışarıda/eylemde “tehlikeli” görmeleri, her şekilde kadınların kimliklerini, emeklerini, bedenlerini denetlemek istemelerinin sonucudur ve bundan sonrası için meydanlara çıkacak kadınlara da gözdağı amacı taşımaktadır. Şiddet meşrulaştırılmaktadır.
Manisa’da Emniyet Müdürü iken işkenceleri ile nam salmış, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın başta olmak üzere, Dolmabahçe eylemlerinde kitleye hiçbir uyarı yapmadan saldıran İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı Gökhan Özsavaş ve Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü Osman Yıldırım hakkında yapılan suç duyurusunun arkasındayız. Devlet şiddeti ile çocuğunu kaybeden Genç Sen üyesi kadın arkadaşımız yalnız değildir. Ona yönelik her türlü saldırı biz kadınlara saldırıdır ve erkek devlet, polis ve medya karşısında bir kadın değil binlerce kadın bulacaktır.
Tacize-Tecavüze uğrayan kadınların, kirli savaş yüzünden askerlerin saldırısına maruz kalan Kürt kadınlarının yaşadıkları, devlet güçleri tarafından “fantezi” olarak değerlendirilen gözaltında tecavüzler, karakolda, sokaktaki devlet şiddeti, günde üç kadının öldürüldüğü vahim sonuçlara varan kadına yönelik şiddet en gerçek haliyle karşımızda duruyor. Hamile bir kadına yapılan son saldırı da bu erkek egemen düzenin saldırılarının neticelerinden biridir. Ancak biz kadınlar dün olduğu gibi bugün de, tüm bu saldırılara karşı suskun değil öfkeliyiz.
Öfkeliyiz; çünkü haklarını talep eden örgütlü kadınlara yönelik devlet şiddetinin dozu her geçen gün artamaya devam ediyor. 19 Aralık Pazar günü Diyarbakır Silvan'da 19 Aralık katliamını ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini protesto etmek isteyen Kürt halkına polis saldırdı. Halka atılan el bombası sonucu bir kadının parmakları koptu, bir kadın gözünü kaybetti, onlarca kadın yaralandı. Parmakları kopan Ayten Kırtay daha tedavisi sonuçlanmadan “taş ve Molotof” atmak suçlaması ile Silvan Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar ile tutuklandı.
Öfkeliyiz; çünkü erkek egemen düzen her gün en az üç kadını katlediyor.

Öfkeliyiz, çünkü devlet şiddeti yüzünden kadınlar; gözaltında, karakollarda, sokakta sistematik olarak tacize, tecavüze uğruyor.

Öfkeliyiz; çünkü tecavüzcü polisler de, kadınları öldüren erkekler de, erkeği koruyan yasalar tarafından yargılanmadan, hesap vermeden sokaklarda dolaşmaya devam ediyor.

Öfkeliyiz; çünkü medya bir bütün olarak kadına yönelik şiddeti meşru gören diliyle, kadınları tekrar mağdur edip tüm bu saldırıları teşvik ediyor.

Öfkeliyiz; çünkü bu devletin polisi hamile bir kadını döverek bebeğini kaybetmesine sebep oluyor.

Öfkeliyiz; çünkü erkek devlet şiddeti doğmamış bir bebeği katletti.
Öfkeliyiz; çünkü politik talepleri için mücadele eden kadınları da onların doğuracakları çocukları da yok etmek isteyen erkek devlet şiddeti tırmanıyor.

Biz kadınlar, bugün burada kadın dayanışmasından aldığımız güçle sesleniyoruz; bebeğini kaybeden kadın arkadaşımızın yanındayız ve onu daha fazla yıpratmanıza izin vermeyeceğiz. Siz bize her saldırdığınızda, bizlerin öfkesi bileniyor; bedenimize her dokunduğunuzda susturmaya çalıştığınız sesimiz, dünden daha güçlü çıkıyor. Siz bizi teşhir etmeye devam ettikçe, biz de bugünkü gibi sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları da, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!



İHD Ankara Şube, Kaos GL, Uçan Süpürge, Kadın Dayanışma Vakfı, Ankara 78!liler Birlik Ve Dayanışma’dan Kadınlar,  EMEP’li Kadınlar, ESP, SKM, BDP’li Kadınlar, Sol İletişim, HALKEV’li Kadınlar, SES, Tüm Bel Sen, Sosyalist Partili Kadınlar, ÖDP’li Kadınlar, EHP’li Kadınlar, SDP’li Kadınlar, ODAK’lı  Kadınlar, Genç Sen’li Kadınlar, TÖK’lü Kadınlar ,  BDP PM Üyesi Yüksel Mutlu, Doç. Dr. Sibel Özbudun, Azime Bilgin, Doç. Dr. Nejla Kurul




Fotoğraflar: Gülistan Aydoğdu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.